Haber Detayı
13 Aralık 2019 - Cuma 18:09
 
Bakan Gül ‘Bölge İstişare Toplantısı'na katıldı
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve beraberindeki heyet Van Ferit Melen Havalimanında karşılandı. Daha sonra heyet buradan toplantının yapılacağı Edremit’te bulunan Double Tree by Hilton Van Oteline geçti.
GÜNDEM Haberi
Bakan Gül ‘Bölge İstişare Toplantısı'na katıldı

Otelde gerçekleşen ‘Bölge İstişare Toplantısı”na, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Bakan Yardımcıları Uğurhan Kuş ve Zekeriya Birkan, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Erhan Çavuşoğlu, Van Cumhuriyet Başsavcısı Oğuzhan Dönmez, Van Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Dede, Van Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Emirşah Baştoğ, İç Denetim Birim Başkanı Numan Eroğlu, Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Ertuğrul Çekin, Bilgi İşlem Genel Müdürü Ali Erdem, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Bilal Temel, Personel Genel Müdürü Mehmet Arı, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürü Kasım Çiçek, Hukuk İşleri Genel Müdürü Hakan Öztatar, Ceza İşleri Genel Müdürü Yakup Moğul, Teftiş Kurulu Başkanı Cihan Yıldız, HSK İkinci Daire Başkanı Başkanvekili Mehmet Yılmaz, HSK Birinci Daire Başkanı Halil Koç, HSK İkinci Daire Üyesi Mehmet Ademoğlu, HSK İkinci Daire Üyesi Alp Arslan, HSK Birinci Daire Üyesi Yaşar Şimşek, HSK Birinci Daire Üyesi Mehmet Akif Ekinci, HSK Birinci Daire Üyesi Hüseyin Şahin, HSK ikinci Daire Üyesi Cafer Ergen, HSK ikinci Daire Üyesi Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, HSK Genel Sekreteri Seyfi Han ve avukatlar katıldı. 

 

‘Bölge İstişare Toplantısı”nın gerçekleştirildiği oteldeki program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Daha sonra konuşmalara geçildi.

 

“CEZA MUHAKEMESİNE İLİŞKİN KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLERE VE YENİLİKLERE GİDİLMİŞTİR”

 

Toplantıda ilk olarak Van Cumhuriyet Başsavcısı Oğuzhan Dönmez, kürsüye davet edildi. Dönmez konuşmasında şunları söyledi: “9’uncusu ilimizde düzenlenen Bölge Değerlendirme Toplantısına hepiniz hoşgeldiniz. Kamuoyunda 1’inci yargı reformu paketi olarak adlandırılan 7188 sayılı ceza muhakemesi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş ve yapılan yasal düzenleme ile ceza muhakemesine ilişkin köklü değişikliklere ve yeniliklere gidilmiştir. Bu vesile ile yargı reformunu ülkemize ve milletimize kazandıran Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Adalet Bakanımıza, Gazi Meclisimize ve kıymetli bakanlık temsilcilerimize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

 

“TÜM TARTIŞMALAR BAKANLIĞIMIZCA NOT EDİLMEKTEDİR”

 

Van Cumhuriyet Başsavcısı Oğuzhan Dönmez’in konuşmasından sonra kürsüye Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Ertuğrul Çekin konuşmasını yapmak üzere davet edildi. Çekin şunları söyledi: “Yargı reformu stratejisinde yer alan hedeflerin hayata geçirilmesine ilişkin çalışmalarımız devam etmektedir. Bakanlık olarak yürüttüğümüz tüm çalışmalar, sizlerin daha kaliteli yargı hizmeti sunmasını sağlamak içindir. Bu bağlamda kıymetli fikirleriniz bizlere yol göstermektedir. İlk derece ve bölge adliye mahkemelerinde görev yapan meslektaşlarımızla birlikte istinaf kanun yoluna ilişkin konuların ele alınması, sistemin analizi açısından önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Bu konudaki müzakereler aynı zamanda teşkilatımız arasındaki koordinasyonu da geliştirecektir. Bunun dışında mevzuattan fiziki alt yapıya kadar her konuyu toplantılarda gündeme getirmenizi bekliyoruz. Tüm tartışmalar bakanlığımızca not edilmekte ve yürüttüğümüz çalışmalarda kullanılmak üzere birer rapora bağlanmaktadır.”

 

“ABD SENATOSUNUN ALMIŞ OLDUĞU KARAR ÜLKEMİZ AÇISINDAN YOK HÜKMÜNDEDİR”

 

Kürsüye son olarak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül davet edildi. Bakan Gül, yaptığı açılış konuşmasında ilk olarak şunları söyledi: “Bugün Van’dayız, serhat şehrimizdeyiz. Adeta bir deniz gibi olan Van Gölü'nün yanında, serhat şehrimizde bu toplantımızı icra ediyoruz. Bu toplantımız 9'uncusunu gerçekleştirdiğimiz bölge toplantısıdır. Ve bu bölge toplantılarında siz değerli yargı mensuplarımızda uygulamayı, bakanlığımızdan ve mevzuatından kaynaklı tüm taleplerinizi sahada gelen her türlü ihtiyaçları değerlendirme fırsatı buluyoruz. Ve buradan döndüğümüzde ev ödevi alarak Ankara'ya dönüş oluyoruz ve bunların üzerinde vatandaşımıza daha iyi hizmetler vermek için gayretle yine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sözlerimin başında Amerika Birleşik Devletleri senatosunda 1915 olayları ile ilgili alınan karara karşı birkaç cümle söyleyerek başlamak istiyorum. ABD Senatosunun almış olduğu karar ülkemiz açısından, milletimiz açısından yok hükmündedir.  Tarihin siyasallaştırılması, hukukun siyasallaştırılması hiçbir millete, hiçbir ülkeye bir yarar getirmez. 1915'te yaşandığı iddia edilen tüm olaylarla ilgili Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü belgeleri, her türlü arşivimizei açmaya hazır olduğumuzu en üst düzeyde defalarca dile getirdik. Ancak Türkiye'nin kendi kararlılığı anlamında kendi bekası ile ilgili atmış olduğu her adımda bu 1915 olaylarının bir sopa gibi gösterilmesine bu ülkenin karnı toktur. Bizim için hiçbir şekilde anlamı olmayan bu kararla ilgili hukuki olarak tanımıyoruz, siyasi olarak tanımıyoruz, tarihsel olarak tanımıyoruz. Bu konuda bilim adamları ile ilgili yapılacak her türlü çalışmaya ülke olarak büyük bir öz güvenle açık olduğumuzu defalarca ifade ettik, yine ifade ederiz. Bu dünyada bu coğrafyalarda esaret altına girmemiş ve hiçbir toplumu bir hegemonyasına, hiçbir topluma soykırım gibi asla kabul edilemeyecek bir tutum davranış içerisine almayan tek millet Türk milletidir, bunun da böyle bilinmesi lazım. Öyle birilerinin karanlık tarihleri, kirli elleriyle, kanlı elleri ile ülkemize söz söylemeye, ülkemizle ile ilgili karar almaya kimsenin hakkı yoktur. Çok değerli yargı mensupları, yürütmenin temsilcileri olarak bizler adalet hizmetlerinin daha iyi yürütülmesi için, bu imkanları oluşturmak için gayret ediyoruz ve temel amacımız vatandaşlarımızın layık olduğu adalet hizmetlerinin standardını daha da yükseltmektir. Bu konuda teknik, yasal, yapısal hangi ihtiyaçları varsa bunların birer birer çözümü yönünde gayret göstermekteyiz. Bugün esasen pek çok ülke kendi adalet sistemlerini gözden geçirmekte, yargı sistemini daha hızlı ve iyi işleyen bir sistem olarak işletmek için arayış içerisinde olduklarını hepimiz biliyoruz. Yani dünyada hiçbir ülkede bir sihirli değnek ya da bir otomatik şekilde tüm sorunları çözen bir mekanizma yoktur. Her ülke bu konuda arayışlarını sürdürmektedir. Bizler de milletimizin hak ettiği bu standartlara ulaşması için arayışlarımızı, çabamızı sürdüreceğiz. İşte yargı reformu strateji belgesi bu çerçevede hazırlanmış bir yol haritası ve yine yapılacaklar, ihtiyaçlar listesi belirlendiği bir belge olmuştur. Türkiye'de hukukun üstünlüğüne dayalı bir anayasal devlet modelimiz vardır ve bu modelde yargının bağımsız ve tarafsız olduğu, nesnel ve adil bir şekilde sorunları çözdüğü bir sistem vardır, bir yargı düzeni vardır. Hukuk sistemimizin düzeyi ve iyi olup olmadığı ya da vatandaş memnuniyetinin hangi seviyede olduğu da yine yargının iyi işleyişiyle anlaşılacaktır. Yargı kararları hukuku soyut bir kavram olmaktan çıkarıp ölçülebilir bir fayda haline getirir. Yargıya güven öncelikle yargının kararları ile oluşur. Bu kararlar üzerinde bina edilir ve yükselir.”

 

“ADALET EN YÜKSEK ERDEMDİR VE ADALETE GİDEN YOLLAR DA ERDEMLİ OLMAK ZORUNDADIR”

 

"Güven veren ve erişilebilir bir adalet için yine güven veren ve erişilebilir adil kararların çıkması gerekmektedir" diyerek konuşmasını sürdüren Bakan Gül: “Güven veren karar dediğimizde mahşeri vicdanı tatmin etmiş, tesis etmiş karar anlıyoruz. Erişilebilir karar dediğimizde de anlaşılabilir, sağlam ve zengin gerekçesiyle herkesi tatmin eden bir karar anlıyoruz. Ve iyi kanun ancak iyi uygulama ile hayat bulur. Bunun da böyle olduğuna inanıyoruz. Bildiğiniz gibi Ekim ayında 1’inci yargı paketini uygulamaya sunduk ve bu paketle ifade özgürlüğünün kapsamını daha genişleten ve soruşturma aşamasında tutukluluğa azami süre getiren, ceza muhakemesini sadeleştiren ve hızlandıran usüller getirilmiş, yine suç mağdurlarının korunması ve desteklenmesi amacıyla önemli düzenlemeler getirilmiştir. Elbette bu paket açıldığında böyle sihirli bir kutu gibi açılıyor ve tüm sorunları çözüyor diye bir İddaa kimse dile getiremez. Böyle doğaüstü güçlere sahip hiçbir kanun da, hiçbir uygulama da dünyanın hiçbir yerinde bulunmamaktadır. Ama bu bir süreçtir, bu bir gidişattır ve bu sürecin doğru ve iyi gitmesi, uygulama tarafından sahiplenilip adalet hizmetlerine yansıtılması ile aynı ancak mümkün olacaktır. Ard arda reform paketlerini hazırlayabiliriz, yeni mevzuat düzenlemelerini yürürlüğe alabiliriz, uygulamaya dahil edebiliriz ancak sonuçta uygulamada yargı mensuplarının elinde bunlar şekillenecektir. Ve hiçbir reform esasen kendi başına iyi ya da kötü değildir. Sistemi iyi ya da kötü işletecek olan reforma iyi ya da kötü vasfını verecek olan elbette uygulamadır. Çok değerli yargı mensupları; adalet en yüksek erdemdir ve adalete giden yollar da erdemli olmak zorundadır. Aksi takdirde araç amacı bozar, araç amacı belirler, bu durumu geçmişte FETÖ'nün araçsallaştırdığı yargılamalarda hepimiz gördük, yaşadık. Hepinizin hatırlayacağı gibi hedefe ulaşmak için her yolu meşru gören bu anlayış, bu kirli zihniyet masum insanların onurunu, haysiyetini feda etmekten çekinmemiştir. İtibat suikastleri ile iftira yalan dolan ile kendilerinden olmayanları yok eden bu zihniyetin adalet duygusunu maruz bıraktığı travmayı hala tamamen giderebilmiş değiliz. FETÖ'nün cübbeli hainlerini sahte delillerle, uydurma suçlarla karartığı adalete yeniden ışık yakmak, hakim görünümlü militanların ayaklar altına alma girişiminde bulunduğu hukuku en üstte tutma kararlılığındayız. Bu hukuksuzlukların bir daha yargıya asla nüfuz etmemeleri, aziz milletimizin bizlerden beklentisidir. Lekelenmeme hakkının ve masumiyet karinesini korunması bu beklentiyi sağlayacak temel araçlardandır. Olaydan infazın tamamlanmasına kadar her aşamada insan onurunu koruyup gözetleyen bir yargısal süreç sadece taraflar için değil, bütün vatandaşlarımız için bir güvencedir. Vatandaşın kendisini emin ve güvende hmesi hukuk düzeninin sağladığı himaye sayesindedir. Vatandaşımız gece yastığa başını koyduğunda huzur içinde uyumalıdır, asılsız iddaa veya mesnetsiz soyut ihbarlarla vatandaşın kapısına, evine, işyerine polisin gelmesini önleyen bir düzenleme hukuka adalete güveni elbette artıran bir uygulama olacaktır. Nitekim, işte Ağustos 2017'de yapılan bu uygulamayla bu duyguya hizmet veren, katkı sağlayan önemli bir düzenleme sağlanmıştır. Böylece bu tarihten itibaren 257419 ihbar dosyası açılmıştır, bu dosyalardan 152 bini soyut iddia gerekçesiyle soruşturma aşamasına geçmemiş, vatandaşın şüpheli olarak kapısına evine polis gitmemiş, ifadesi alınmamış ve soruşturma açılmasına gerek görülmemiştir”ifadelerini kullandı.

 

“YARGININ İTİBARI HEPİMİZİN İTİBARIDIR”

 

Bakan Gül konuşmasının şu sözlerle sürdürdü: “Demek ki ceza adaletinin amacı dışında kullanılmasına, soruşturulmaların suistimallere veya iftiralara alet edilmesine karşı alınan bu tedbir iyi işlemektedir ve iyi kanun, iyi uygulama ile hayat bulur derken bu konuda uygulamadaki bu gelişmeyi de vatandaşımız adına, milletimiz adına tüm uygulayıcılara, sizlere teşekkür ediyorum. Yargının itibar suikastleri için bir aparat olarak, bir araç olarak kullanılmasına izin vermemek vatandaşlarımızın en tabii beklentisidir ve buna yaptığınız katkı için hepinize çok teşekkür ediyorum. İnsanımız hukuki güvenliğini, adaletin yüreklere sükunet veren iklimini evinde, işinde, çarşıda, pazarda her yerde hmelidir. Bu topraklarda yaşayan her renkten, her desenden, her kökten 82 Milyon vatandaşımız ve milletimiz adalet hizmetini en yüksek düzeyde almayı hak etmektedir. Türk adaletinin PKK, FETÖ, DEAŞ gibi terörün her çeşidi ile mücadele ederken çok ciddi bir sınav verdiğinin farkındayız. Bu mücadele yıllar sonrasına tarih kitaplarına geçecek önem ve kıymettedir. Bu mücadelede asla rehavete yer yoktur. Türk yargısı özgürlük - güvenlik dengesini gözeterek yürüyüşünü sürdürecektir. Kuru ile yaşı, suçlu ile suçsuzu birbirinden ayıracak ve terörle mücadelemizi de hukuk içinde kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir. Buna milletçe inancımız tamdır. Devletin bekası, milletin varlığı, bireylerin hak ve menfaatleri yargıya emanettir, yargının güvencesi altındadır. Yargının itibarı hepimizin itibarıdır. Hakim, savcı, avukat birbiriyle uyum içinde, adalet ortak paydasında buluşarak itibarı hep beraber koruyarak  yükseltecektir. Savunma, iddaa ve yargılama makamları birbirini tamamlar. Bu makamlardan biri diğeri için değil hepsi adalet için vardır. Bu bağlamda avukatlık mesleğini güçlendirmek esasen onun temsil ettiği vatandaşı güçlendirmek, onun haklarını korumakla eş anlam taşımaktadır. Savunmayı, yargının kurucu unsuru, avukatları da yargı ve adalet hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle avukatlık mesleğini ve savunmanın imkânlarını geliştirip güçlendirmeyi adalet hizmetlerinin geliştirilmesi hedefinin bir parçası olarak sayıyoruz. Hangi görev ve sıfatı üstlenirsek üstlenelim unutmamalıyız ki aslolan millete hizmettir ve milletin hakimi değil, milletin hadimidir esas olan. Eskilerin dediği gibi mahkeme kadıya mülk değildir. Bu görevler, bu ünvanlar gelir geçer ama bizim bir vatandaşa, bizim kapımıza gelen bir insana, avukata, çalışana, bir meslektaşa muamelemiz, nezaketimiz hep hatırda kalır. Yargının Türk milletine taahhüdü olan ve HSK tarafından da bu yıl açıklanan Türk Yargı Etiği de esasen bunları söylüyor. Adalete hizmet yolunda avukatlara kanunda olmayan usulleri dayatmak, etik ilkeler ile asla bağdaşmaz. Avukat hakları da bir imtiyaz değil, bir lütuf değil, adil yargının vazgeçilmez bir unsurudur. Yargının kurucu unsurları arasında gereksiz bir sürtüşmeden kimseye fayda gelmez, adalete de millete de bir fayda gelmez. Bu nedenle tüm taraflar olarak ve vatandaşlarla olan her türlü diyalogda yargılama sürecinde de Türk Yargı Etiği ilkelerine uyulmasını ve bu konuda milletimizin beklediği her türlü tutum ve davranışı hak ettiklerini ve bu konuda azami gayreti de  göstereceğinize  inancımız tamdır.” 

 

“1 OCAK 2019 TARİHİNDE BAŞLAYAN HEDEF SÜRE UYGULAMASI İLE ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATILMIŞTIR”

 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, şöyle konuştu: “Çok değerli katılımcılar, vatandaşımızın yargıya güveninin artması için yargısal süreçlerin belli olması ve öngörülebilirlik bir şarttır. Bu nedenle 1 Ocak 2019 tarihinde başlayan hedef süre uygulaması ile çok önemli adımlar atılmıştır. Ve bu süreçte Türkiye'deki genel rakamlara bakıldığında soruşturma evresinde hedef süreye uyulma oranı Türkiye genelinde yüzde 74, hukuk mahkemelerinde yüzde 82, ceza mahkemelerinde yüzde 84, idare mahkemelerinde yüzde 85, vergi mahkemelerinde yüzde 86 olarak gerçekleşmiştir. Şimdi Van Bölge Adliye yargı çevresine baktığımızda, bu Türkiye ortalamasının rakamlarıydı, bölge adliye çevremizdeki ortalama rakamlar nedir diye bunları sizlerle paylaşmak istedim. Soruşturma aşamasında yüzde 63, hukuk mahkemelerinde yüzde 80, ceza 85, idare 87, vergi mahkemelerinde ise yüzde 65 olmuştur. Bu tablo yargının daha hızlı işleyişine verdiğimiz önemin yargı tarafından benimsenildiğini, sahiplenildiğini  göstermektedir. Bu sonuçta ülkemiz milletimiz açısından fevkalade ümit vericidir ve bu gayretinizden dolayı milletimiz adına sizlere şükranlarımızı sunuyoruz. Çünkü mahkemelere gelip giden sadece bir dosya değil o dosya ile beraber gelen insan hikayeleridir, ümittir, korkudur, heyecandır, bir mazlumun gözyaşının silinmesine yönelik bir bekleyiştir ve tüm bu dosyalar bu bekleyişle beraber sizin gözlerinize, sizin vicdanınıza dokunmaktadır. Ve bu bekleyiş en kısa sürede adil kararın verilmesi tecelli etmesi beklentisidir. Değerli yargı mensupları, özellikle adalet için kapınıza gelen herkesin derman bulduğu bir kapı olması bu konudaki her türlü gayreti hep beraber sürdürmeyi bir borç bilerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar başta olmak üzere adalet kapısına gelen tüm vatandaşlarımıza çok yakından muamele etmek, takip etmek, hassasiyet göstermek gerekmektedir. Özellikle son zamanlarda kadına şiddet vakalarına da bu açıdan bakarak bu soruşturmalara daha yüksek bir özenle yaklaşılması ve bu caniliğe, bu zalimlere karşı en büyük hassasiyetin de yine yargı mensuplarımız tarafından gösterileceğine hiçbir şüphemiz bulunmamaktadır. Kadına karşı şiddetle en güçlü şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu insanlık sorununa, bu ahlak sorununa  karşı, bu zorbalığa karşı tüm kurumlarla sürekli mücadelemizi el birliği ile sürdürmek zorundayız. Ve özellikle yakın zamanda yine avukat desteği hususunda da bakanlığımız, aile bakanlığımız ve Türkiye Barolar Birliği ile şiddete maruz kalmış kadının sürecin her safhasında yanında bir avukat desteği olması için de en yakın zamanda protokolümüzü tamamlayacağız ve bu desteği de yine yanında  görmesini sağlayacağız. Ben bu duygularla, bu düşüncelerle büyük bir fedakarlıkla gayretlerini sürdüren tüm yargı mensuplarımıza, yargı çalışanlarımıza görevlerinde başarılar diliyorum.”
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün konuşmasından sonra toplantıda konuların müzakeresine geçildi. Müzakereler 2 oturum şeklinde gerçekleştirildi. 1’inci oturumda hakimler ve savcılar kurulu, 2’inci oturumda ise bakanlık yetkilileri idaresinde konular istişare edildi.

 

"DUMANLA BİLE HABERLEŞSELER BU MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ"

 

Adalet Bakanı Abdullah Gül, Van'da düzenlenen "Bölge İstişare Toplantısı"nın ardından gazetecilerin Ankara'daki FETÖ operasyonuna ilişkin sorusunu da yanıtladı. 

 

15 Temmuz sonrasında da, öncesinde de özellikle FETÖ'nün sızmaya çalıştığı en önemli kurumlardan birisinin yargı kurumu olduğunu belirten Bakan Gül: “Bu konuda Hakim ve Savcılar Kurulu ve Adalet Bakanlığı, büyük bir teyakkuzla, büyük bir ciddiyetle bu mücadeleyi başından beri sürdürdürmüştür ve devam ettirmektedir” dedi.
FETÖ ile mücadelenin aynı kararlılıkla devam edeceğini söyleyen Adalet Bakanı Gül, sözlerine şöyle devam etti: "Geçtiğimiz zamanda da ifade ettiğimiz gibi, değil bylock, dumanla bile haberleşseler bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Tüm hücrelerine kadar bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. FETÖ yapılanması içerisinde olanlarla ilgili uzun zamandır bakanlığımız idari tüm çalışmaları yapıyordu. Ve bu çalışmaları hem kolluk, hem başsavcılıklara, ilgili makamlara iletildi ve bu konuda yine devamının da geleceği, uzun titiz bir şekilde yapılan bir çalışmanın sonrasında adalet bakanlığı ve diğer birimlerdeki bu sızmalara karşı tespit edilen isimler yargı karşısına çıkarılmıştır. Bu konuda idari süreçler de devam edecektir. Büyük bir titizlikle savcılık makamlarıyla işbirliği içinde bu çalışmalar devam etmektedir. Ve devamının da geleceği, tepit edilen tüm bu sızmaların uzun zamanlardır yaklaşık bir yılın üzerindeki çalışma sonrasında bu operasyonlar devam edecek. Bu konuda kararlılığımızı herkes görecek. Yine HSK bünyesinde bildiğiniz gibi hakim savcı yargı mensuplarına yönelik tüm şikayetler, tüm soruşturmalar, bylock içerisinde çıkan yeni isimler, yeni bilgiler çok büyük bir titiksizle hemen soruşturmaya, incelemeye dahil edilmektedir. Bu konuda milletimizin geleceğine kast edenlere karşı asla teyakkuzu elden bırakmayacağız. Hakimler Savcılar Kurulumuzda  tüm üyelerimize buradan teşekkürlerimi sunuyorum, büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyorlar. Yani bu mücadeleyi, 40 yıllık bir örgütle mücadeleyi 40 günde bitirdik diye bir rehavete kapılamayız. Sonuna kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Tabi mücadeleyi de hukuk ve deliller çercevesinde elbette bağımsız yargı mercileri yapacaktır.” 

 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül daha sonra Bölge İstişare Toplantısının yapıldığı otelden ayrılarak Cuma Namazını eda etmek için Boyalar Camiine geçti. Gül daha sonra program dahilinde yer alan Van Adliye Sarayına geçti ve burada Van Cumhuriyet Başsavcılığı ziyaretini ve Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığı ziyaretini gerçekleştirdikten sonra, Van Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 3’üncü düzenlenen Van Kitap Fuarı açılışına katılmak üzere Van Organiz Sanayi Bölgesinde yer alan Tuşba Expo Fuar Ve Kongre Merkezine gitti. Bakan Gül, AK Parti İl Başkanlığını da ziyaret etti.

 

Haber: M.Selim KURT

 

Kaynak: (Prestij Haber Merkezi) - Prestij Haber Merkezi Editör:
Etiketler: Bakan, Gül, ‘Bölge, İstişare, Toplantısı'na, katıldı,
Haber Yazılımı