Haber Detayı
13 Kasım 2019 - Çarşamba 17:53
 
Bakan Soylu, Van'daydı
Van'da güvenlik korucularına yönelik 'Hizmet İçi Eğitim Programı' düzenlendi. Başka illerde de düzenlenecek olan hizmet içi eğitim programının startı Van'da verildi. Van'da düzenlenen programa İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, AK Parti Van milletvekilleri Osman Nuri Gülaçar, Abdulahat Arvas, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve güvenlik korucuları katıldı.
GÜNDEM Haberi
Bakan Soylu, Van'daydı

Bir otelde düzenlenen programda ilk olarak Korucular Daire Başkanı Mithat Can Kutluca konuşarak, kuruluş amaçları hakkında bilgilendirmede bulundu.

 

“HUZUR SAĞLANINCAYA KADAR OPERASYONLAR DEVAM EDECEK”

 

Toplantıda konuşan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Türk milletinin dünyadaki her milletten daha fazla huzuru hak ettiğini söyleyerek; "30 yılı aşkın süredir korucularımızla omuz omuza, gönül gönüle ülkemizin her karış toprağında, dağda taşta, ülkemizin, devletimizin, milletimizin güvenliği için, huzuru için canla başla çalışmaktayız. Bu millet huzurlu yaşamayı dünyadaki her milletten daha çok hak etmiştir. Terör, milletimizin kanını emmiştir. PKK terör örgütü bu insanların fakirleşmesine, bu insanların huzursuz bir şekilde buraları terk etmesine neden olmuştur. Köylerde arazileri boşaltılarak insanların ekimi azaldığı için fakirleşmiştir. Sizleri fakirleştiren, kanını emen, vatandaşın huzurunu bozan PKK  terör örgütü başta olmak üzere bütün terör örgütlerini tamamen yok edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın emir direktifleri doğrultusunda son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar Sayın İçişleri Bakanımızın emirleri doğrultusunda  girilmedik yer kalmayacaktır. Bugün Kıran 6 Operasyonunu Feraşin'de  başlattık. Burada huzur kalıcı olarak sağlanıncaya kadar, bölge tamamen teröristlerden temizleninceye kadar kesintisiz operasyonlar devam edecektir. Sayın Bakanım, koruculara son 3 yılda vermiş olduğunuz destek için bütün korucular adına sizlere şükranlarımı, minnettarlığımı arz ediyorum. Bugün korucular subayımızdan, ast subayımızdan, uzman jandarmamızdan farksızdır. Emirleriniz doğrultusunda bu hafta yine uzman jandarma almak için ilana çıktık. Daha önce 2300 uzman jandarma koruculardan almıştık, çok değerli hizmetleri var. Bundan sonra da kahraman askerimiz, kahraman polisimiz, kahraman jandarmamız, kahraman korucumuz ve hepsinden önemlisi yüce milletimizin desteği ve hayır duaları ile Allah’ın izni ile terörü ülkemizden tamamen kazıyıp atacağız.” şeklinde konuştu.

 

"GÜVENLİK KORUCULARI, PROFESYONEL BİRER JANDARMA HALİNE GELMİŞTİR"

 

Van Valisi ve Van Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez ise yaptığı konuşmada, şu ifadeleri kullandı; “Sayın bakanımızın himayelerinde, bakanlığımız tarafından güvenlik korucularımıza yönelik düzenlenen 'Hizmet İçi Eğitim Programı' açılışına hoş geldiniz. Sayın Bakanım, ilimizde 255’i korucu başı olmak üzere 5206 güvenlik korucusu, 385 gönüllü güvenlik korucusu görev yapmaktadır. Güvenlik korucularımızdan oluşan 441 timimiz mevcuttur. 1984 yılından bu güne kadar da 5321 güvenli korucumuz emekli olmuştur. Jandarma Komutanlığımız tarafından güvenlik korucularımıza süreklilik arz edecek şekilde hem teorik hem de uygulamalı eğitim verilmektedir. Bu eğitimler sayesinde güvenlik korucularımız profesyonel birer jandarma haline gelmiştir. İlimizde bugüne kadar terörle mücadelede 171 güvenlik korucumuz şehit olmuş, 159 güvenlik korucumuz ise yaralanarak gazi olmuştur. Terörle mücadelede şehit olan kahraman güvenlik korucularımıza Allah’tan rahmet, gazilerimize aileleri ile birlikte sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum. Bakanlığımız tarafından ülkemizde tüm güvenlik korucularına yönelik olarak organize edilen hizmet içi eğitim programının ilkinin ilimiz de düzenlenmesi ve yoğun programına rağmen açılışımıza katılan sayın bakanımıza şahsım ve güvenlik korucularımız adına şükranlarımı arz ediyorum.”

 

“MESELE BU TOPRAKLARDAKİ İNANÇ KUVVETİNİ ZAYIFLATMAK”

 

“Hizmet İçi Eğitim Programı” açılış töreninde son olarak kürsüye davet edilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, açıklamalarda bulundu.
Bakan Soylu, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu ülkenin evlatları olarak birlikte omuz verdiğimiz ülkemizin kardeşliğine kurşun sıkan bir hain terör örgütüne karşı yıllardır askerimizle, polisimizle, jandarmamızla ayni safta, yan yana mücadele eden, şehit olan, gazi olan, birçok kahramanlık hikayeleri altında imzası olan, asaletleri ile huzurun, kardeşliğin, birliğin teminatı olan kıymetli güvenlik korucularımız; öncelikle sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyor, hepinizi hürmetle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. 2019 yılı başlarken İç İşleri Bakanlığımız da, 3 ana kriteri bu yılın ana teması olarak belirlemişti; Eğitim, denetim ve takip. Bu konuda 2019 yılında birçok iş yapmak gerekliliği olmasına rağmen ana çerçeveyi bu 3 meselenin üzerinde bina etmeye çalıştık. Bu eğitim de bunlardan biri. Yaklaşık 300’e yakın kaymakamımızla birlikteydik. Aynı binada aday memurlarımıza ait bir eğitim söz konusuydu. Bu, özellikle 2019 yılı çerçevesi içerisinde bakanlığımızın belirlediği temel stratejilerden biriydi. Özellikle şunu ifade etmek istiyorum. Bizler, şehitlerimizin ölmediğine, aramızdan sadece fiziken ayrıldıklarına ama ruhaniyetlerinin bizimle beraber olduğuna inanan bir itikada sahibiz. İmam-ı Şafi hazretlerinin çok sevdiğim bir sözünü hatırlatmak isterim. Der ki 'düşmanın okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.' Bu teraziyle bakınca anlıyoruz ki, bizler hak ehliyiz, çünkü Allah'a şükür, düşman okundan yana hiç kıtlık çekmedik.  Terör örgütleri yıllardır kapımızdan eksik olmadı. Hasmane duygular, planlar, karanlık hesaplar, yıllardır kapımızdan eksik olmadı; teröristlere destek verenler, sırtlarını sıvazlayanlar, cebine para koyanlar, akıl verenler, şu milleti birbirine düşürmek için gece gündüz mesai yapanlar, yıllarca kapımızdan hiç eksik olmadı. İçimizdeki hasmane yapıya su taşıyanlar, hak ehline karşı ihanet ehli olanlar, gaza ehline karşı fitne ehli olanlar, yine yıllardır maalesef kapımızdan hiç eksik olmadı. İşte bizlerin yan yana durduğumuz yer, böyle bir yerdir. Ya, hak ehlinin yanında olmak ya da kapının dışında hak ehline ok atanlarla birlikte olmak veya kenardan bu mücadeleyi seyretmek ki bana sorarsanız esasen o da hak ehlinin karşısında olmaktır. Baki olan ancak Allah’tır. Buradaki işlerimiz ne olursa olsun en nihayetinde huzuruna çıkıp yaşadığımız hayatla ilgili bir hesap verme durumunda olduğumuzu aklımızdan çıkarmamalıyız. Hak yolunda mı mücadele ettik, dünya nimetleri için mi mücadele ettik, bunların hepsi teker teker bizden sorulacak, bizim inancımız budur. 40 yıldır bu ülkede bir PKK terörüyle mücadele halindeyiz. Her zaman söylerim, PKK dinsiz bir örgüttür. Temel amacı bu topraklarda bize öğretilen amentuyu, İslamın şartlarını bütün bunlarla ilgili bildiklerimizi camilerde, kuran kurslarında, okullarımızda bize öğretilenleri bu coğrafyadan silmeye çalışmaktır. Batının bugün PKK ve PYD'ye sahip çıkmasının arkasındaki temel felsefe budur. Mesele bu topraklardaki inanç kuvvetini zayıflatmak ve bu topakların ve bu medeniyetin bütün dünyaya nakşedeceği doğru yolu yoksun kılmaya çalışmaktır. Bizi bir arada tutan inancımız, bayrağımız, milli birliğimiz, dinimiz, geleneğimiz, göreneğimiz, kültürümüz ne kadar güçlü ortak değerimiz varsa onu bertaraf etmektir. Buna güçleri yetmez ama dönem dönem bizi zafiyete uğratmak için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışmaktadırlar. Dün bunu başka vesilelerle bugünde  terör örgütleri üzerinden yapmaya çalışıyorlar."

 

“TÜRKİYE BİR DAHA BÖYLE BİR FIRSATI YAKALAYAMAZ”

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü; "Biz büyük bir devletiz. Vergi topluyoruz, gelir elde ediyoruz, yatırım yapıyoruz, devlet memurlarımız var, yol, baraj, havalimanları yapıyoruz. Okullarımız, üniversitelerimiz, hastanelerimiz var. Peki PKK'yı yıllarca ayakta tutan güç nedir? Bu paralar nereden geliyor? Bu silahlar nereden geliyor? Bugün PYD'ye sahip çıkanlar, isim takla attırarak bir meşru örgüt haline getirmeye çalışanlar biliyoruz ki bu coğrafyada ki katliamların, kardeşi kardeşe düşürme planlarının da mesulleridir. Başarabildiler mi, hayır, muaffak olabildiler mi, hayır.  Ama bizim başka bir sorumluluğumuz daha var. Bizim üzerinde çok durmadığımız ama liderimiz, Cumhurbaşkanımızın sürekli olarak ortaya koyduğu başka bir vizyonumuz var. Van sadece Van değil. Hakkari sadece Hakkari değil, aynen Çanakkale’nin sadece Çanakkale olmadığı gibi. Biz bütün dünyayı kendine imrendiren bir medeniyetin çocuklarıyız. Bizim değerlendirmemiz sadece ülkemizin sınırlarını ihtiva eden 780 bin kilometre kareyle yeterli değildir. Biz güçlü olmak için güçlü bir koşu yapıyoruz. Bu koşunun sebebi sadece Van'ın, Trabzon’un, İzmir’in, Aydın’ın kişi başına gelir seviyelerinin yükselmesi değildir. Doğu'yu ve Güneydoğu'yu sıkıntıya sokmak isteyenlerin, 'yatırım gelmesin, hastane gelmesin, öğretmen, doktor gelmesin, iş yapılmasın, çocuklar mühendis, doktor olmasın' diye tedirgin olup plan yapanların elbette ki hedefleri sadece 780 bin kilometre kare değildir. Bizim enerjimizi bu işlere yoğunlaştırmak, bizim 2023, 2053, 2071 hedeflerimize ulaşmamızı engellemek. Irak'taki, Fas'taki, Lübnan’daki, Afganistan, Pakistan, dünyanın her yerindeki kardeşlerimizi bu emniyetten aman bekleyen tüm insanlara güçlü şekilde elimizi uzatmayalım diye. Biraz önce otele gelirken otelin genel müdürüne sordum. Bu yılki doluluk kaçtı diye 80-85, peki geçen yıl, 60'lardaydı. Bu sadece Van'da bir otelde değil Van'daki bütün otellerde, Mardin’deki bütün otellerde, Batman, Diyarbakır’daki bütün otellerde aynı. Ülkemizin dört bir tarafına güneş aynı şekilde vuruyor. Eğer ülkemizin içinde huzur olursa, huzur her tarafa yayılır. Anneler çocuklarım ne olacak diye düşünmüyor. Yarın doktor olacaklar ne için uğraşıyoruz. Günde 18-20 saat çalışıyoruz. Derdimiz nedir? Ne yapmaya çalışıyoruz? Herkes kadar biz de çoluk çocuğumuzla yaz olsa da bir tatile gitsek diye düşünüyoruz. Ama bunlardan daha önemli bir şey var. Türkiye bir daha böyle bir fırsatı yakalayamaz. İlk kez böyle güçlü bir durumla karşı karşıyayız. Eskiden geçici köy korucusuydunuz. Şimdi Afrin’de, Hakurkta, Avaşin'de, Metina'da, Zap'ta, pençe harekatında, zeytin dalında, barış pınarında siz varsınız.”
 

“ÖNEMLİ BİR SÜRECİ BİRLİKTE YÖNETİYORUZ”

 

Bakan Soylu, "Bir iddiamız ve hedefimiz var. Doğu ve Güneydoğu'ya huzur, kardeşlik, gelişme ve kalkınma, istikrar, kardeşlik var. Etrafımızı istikrarsızlaştırmaya çalışanlara karşı, nasıl doğu ve güneydoğuya istikrarsızlığı getirmeye çalışanlara karşı başarmışsak, biz bu coğrafyayı, doğu ve güneydoğuyu nasıl huzurlu hale getirdiysek, coğrafyamızı da siz kardeşlerimizle beraber getirmeye çalışacağız. Etrafımızdaki coğrafyada istikrarsızlığı bizim üzerimize yıkmaya çalışanlara karşı biz bu coğrafyadan istikrarı ve huzuru, kardeşliği etrafımızdaki bütün coğrafyaya yayacağız. İddiamız budur, dün böyle bir iddianın sahibi değildik. Önceden bu imkanımız yoktu. Ekonomik saldırılardan darbelere kadar, siyasal istikrarsızlıklara kadar, anarşiye, teröre kadar ve yıllardan beri bizi biz yapan bütün değerleri bize bir ayrılık ve gayrılık ortaya koyuncaya kadar bunu yaptık. Allah bize gösterdi ki bütün dünyanın gizli gizli yaptığının açığa nasıl çıktığı, nasıl bir tavşanın bir araba farına yakalanması gibi nasıl donup kaldıkları bize yüz yıl içinde gösterildi."  dedi.
Bakan Soylu, şöyle devam etti; "Önemli bir süreci birlikte yönetiyoruz. PKK'nın dini inancı ve ahlakı yoktur. İnsanları da dininden, inancından sıyırmaya çalışıyor. Onun için dağa kaçırdıkları çocuklara önce tecavüz eder. Onlar geldikleri zaman öyle şeyler anlatıyor ki okuduğum zaman insanlığımdan utanıyorum. Dünyanın en ahlaksız terör örgütüyle karşı karşıyayız. İnsana saygısı olmayan, kadına saygısı olmayan bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. Dağlarda her türlü ahlaksızlığı ve sapıklığı ortaya koyuyorlar. Sorunumuz bir terör örgütü değil ahlakımızı ortadan kaldırmaya çalışan bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. Milletin çocuklarını dağda sefil ederken, liderleri uyuşturucudan kaçakçılıktan cebe indirdikleri milyarlarca dolarla beraber lüks hayatlarını yaşarlar. Bizim babalarımız bu meseleyle uğraştı. Bu işin acısını yaşadılar. Bizler yıllardan beri bu işle uğraşıyoruz. Evlatlarımız, bizden bir sonraki nesiller yine  bu meseleyle uğraşacaklar. Daha kaç yıl vicdanlarımızı kanatacaklar? Torunlarımız da mı bu meseleyle uğraşsın, onlar da mı kaybetsinler? Birliklerini, güçlerini, ekonomilerini ülkemizin zenginliklerini onlar da mı yaşayamasınlar? Önceki gün Namaz dağındaydım. Sadece bizim Türkiye'mizin değil bütün coğrafyamızın kabiliyetini artıracak bir alandan söz ediyorum. Madenleri yıllardır teröre kurban veriyoruz. Sınır ticareti terör yüzünden engelleniyor. İnanç turizmi, İran için cazibe merkezi Van. Antalya’ya Trabzon'a kadar. Eğer bu huzursuzluk bu coğrafyaya hakim olursa, bunları kaybetmiyor muyuz? Dün Ağrı Valisi geldi. Bundan 6-7 ay önce 5 bin kadının çalışacağı bir fabrikanın temelini attık, açılışı yapılacak. Şimdi 6 bin kadının daha çalışacağı fabrikanın temelini atmak için çağırıyorlar. Eğer terör olsaydı, dünyanın en önemli ayakkabı üreticilerinden Nike gelip fabrika açar mı? Huzursuzluğun içine gelir mi? Terör olsa bunlar olur mu? Sayın Cumhurbaşkanımız, Yüksekova Havalimanını yapabilmek için ne büyük gayret ortaya koydu. Yüksekova havalimanı yüzlerce kez taciz edildi. Yüksekova’daki esnaflar, akademisyenler, öğrenciler istifade ediyor. İran'dan gelip İstanbul’a gitmek isteyenler istifade ediyor. Bu fırsatı bir daha yakalayamayız. İlk kez terör örgütünü böyle yakaladık. Güçlü bir lider ve onunla hareket eden bir millet ile yürüyoruz."
Açıklamalarını sürdüren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, şu ifadeleri kullandı; "Teröriste gerilla diyorlar. O kıyafetleri giyerek dağdan, kamplardan kendi gazetelerine poz verirler ki kendi rahat hayatları bilinmesin diye, kandırdıkları insanlar onlara baş kaldırmasın diye. Batılı dostlarıyla uyuşturucu ve petrol pazarlığı yaparken hiç görüntü vermezler. Küçük küçük adamlardır ama kendi yayın organlarında büyük büyük laflar ederler. Geçen gün kendi haber ajanslarında bizim bakanlığın bütçesiyle ilgili bir haber kaleme almışlar, haberin sonunda neyi eleştirmişler biliyor musunuz? Bizim bütçe kalemleri arasında 'hane halkına yapılan transferler' başlığını. Ondan rahatsız olmuşlar. İnsanların evini barkını yıkacaklar, yaptıkları eylemlerle insanların malına, mülküne, zarar verecekler; sonra da devlet burada sorumluluk üstlenip vatandaşının derdine derman olduğunda da rahatsız olacaklar. Eğer o kandildeki pis adamlar, o ahlaksız adamlar, onların kravat takmış sözcüleri, benim Kürt kardeşlerimi düşünüyor olsalardı, millete ihanet içerisinde olmazlardı.  Bu bölgeye, kardeşlerimize bu zararı vermezlerdi. Bu zararı veren örgüte de onun siyasi kolu, kalkıp iki çift laf ederdi. Biz devletiz, vatandaşımızın başına bir iş geldiğinde, onun yanında durmasını biliriz. Onların asıl zoruna giden, Diyarbakır’da evlatlarını isteyen anne babaların, bunların kuyruğuna teneke bağlamasıdır. Eylemin ilk günlerinde bir hanım kardeşimiz 'başlarım sizin kürdistan davanıza' şeklinde bir ifade kullandı ya, işte meselenin net tarifi budur. Bunların aldatmacası ve milletin buna verdiği cevap budur. Ne Türkiye’den bir çakıl taşı koparabildiler, ne Afrin’de tutunabildiler, ne Tel-Abyad’da, ne Resulayn’da, ne başka bir yerde tutunabildiler, ne bir terör devleti kurabildiler, ne de bugün kimseyi korkutacak, kandıracak, zorla çocukları dağa kaçıracak, sindirecek bir takate sahipler. Bu millet 'geliyorum' deyince batılı dostları da bu sefer çıplak gerçekliği gördü. Kime ağlayacaklarını şaşırdılar. Her yıl örgüte katılandan 3 katı fazlası ya teslim oluyor, ya ikna yoluyla dağdan iniyor. Rakamlar ortada. 2016 yılında örgüte katılım 703, ikna ve teslim toplamı 466’ıydı. 2017’de bu devran tersine döndü, katılım 703’ten 161’e düştü, ikna ve teslim 417 oldu. 2018’de katılım 136, ikna ve teslim toplamı 383 oldu. Ve bu yıl, örgüte katılım şuana kadar 104, ikna ve teslim toplamı ise 297 oldu. İşte bütün kıvranmaları bu gidişat ve tükeniş sebebiyledir."

 

"TOPYEKÜN MÜCADELE İÇİNDEYİZ"

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “DEAŞ’ın yine çok önemli bir adamını yakın bir zamanda Suriye’de ele geçirdik" derken, topyekün bir mücadele içinde olunduğuna da vurgu yaptı.
Bakan Soylu, şöyle konuştu; "Bildiğiniz gibi PKK ve PYD’nin yanısıra bir yandan FETÖ ile, bir yandan DEAŞ’la bir yandan diğer aşırı sol terör örgütleriyle topyekün bir mücadele içerisindeyiz. Hepsini tek tek biliyoruz. DEAŞ’lıları, ülkeleri kabul etmeye yanaşmasa da geri gönderiyoruz. Yolumuzdan çekilen çekilir çekilmeyen sonuçlarıyla yüzleşir. Buradan Almanya ve Hollanda’ya teşekkür etmek istiyorum. Yaklaşık 5 gündür ortaya koyduğumuz değerlendirmelerle yapıcı bir tutum sergilediler. Ve bu tutumlarıyla birlikte DEAŞ’tan kendi ülkemizde bulunan ve aynı zamanda Suriye’de gözetimimiz altında bulunan, alanda tuttuklarımız da dahil olmak üzere kendi memleketlerine mensup olan  teröristler aynı zamanda eşleri ve çocuklarını alacaklarını dün akşam itibari ile teyit ettiler. Diğer ülkelerden de aynı yapıcı tutumu beklediğimizi bir kez daha huzurunuzda söylemek isterim. Eğer terörle hep birlikte mücadele edilecekse herkes teröristine sahip çıkacak. Biz kimsenin teröristinin oteli değiliz, otağı değiliz, misafirhanesi değiliz. Sınır içinde de, sınır dışında da operasyonlarımız devam ediyor. FETÖ'ye yönelik önümüzdeki günlerde çok büyük bir operasyona hazırlanıyoruz. Burada şahsımızın olup olmaması önemli değildir. Hiç kimse aman bu adamlar değişti, başkaları gelir mücadele biter diye beklemesin. Bu mücadeleyi, bu milletin evlatları sonuna kadar yürüteceklerdir.
Türkiye’nin terörle mücadelesi içinde koruculuk sisteminin gerçekten çok önemli katkısı ve etkisi vardır. Cenab-ı Allah sizlerden de, önceki korucu kardeşlerimizden de, korucu şehitlerimizden ve gazilerimizden de gani gani razı olsun. Türkiye’ye çok hizmet verdiniz. Bu itibarla, bu müessesenin devamı için, daha etkin ve verimli işlemesi için bizler de, kıymetli Cumhurbaşkanımızın doğrudan talimatları ve yönlendirmesiyle pek çok adım attık, atmaya da devam ediyoruz. Allah kendilerinden razı olsun. Bu noktadaki hiçbir talebimizi geri çevirmediği gibi bizzat katkıları da oldu. 1985 yılında ihdas edilen koruculuk sistemi, 2007’den ve özellikle 2017 yılından itibaren yapılan pek çok düzenleme ile gerek özlük hakları noktasında, gerek kapasite noktasında, gerekse kurumsallaşma noktasında bugün çok farklı bir seviyededir. Operasyon tazminatlarından maaş düzenlemesine, ekipman ve teçhizat desteğinden emeklilik imkanlarına kadar pek çok noktada adımlar attık. Korucular Daire Başkanlığını kurduk ve bu sayede sistemi kurumsallaştırdık. Yaptığımız düzenlemeyle, güvenlik korucularımızın primlerinin tamamı devlet tarafından karşılanmak üzere sigortalı sayılmalarına imkan tanıdık. Bu ilk kez oldu. Korucularımızın operasyon tazminatlarını her operasyon başına ödenir hale getirdik. Ödül sistemini de yeniledik. Emekliler dahil tüm güvenlik korucularımıza harçsız silah taşıma imkanı getirdik. 2 bin 211 korucumuzu uzman erbaş yaptık. 5 bin korucumuz uzman erbaş olacak. Bunun yanında tüm korucularımıza cep telefonu verdik. 18 bin 482 güvenlik korucusunu emekli edip onlarla karşılıklı adım attık. 25 bin 118 yeni güvenlik korucusu aldık ve yaş ortalamasını 44’ten 32’ye düşürdük. Halihazırda 26 ilde toplam 54 bin 7 güvenlik korucumuz görev başındadır. Emekli olanların yerlerine varsa çocukları ve kardeşlerinin yanı sıra tavsiye ettiklerine güvenlik korucusu olabilme imkanı tanıdık. Yine güvenlik korucularımızla ilgili bir karar verdik. Foça Eğitim Alayında 12 gruba komando eğitimi verdik. İller arasında görevlendirilebilmelerine imkan sağladık. Elbette ki attığımız daha pek çok adım olduğu gibi, atmamız gereken daha pek çok adım var. Polisimizi, jandarmamızı, sahil güvenliğimizi tatile gönderdik. Bu sene 3 bin korucumuzu 2020'de tatile göndereceğiz. İnşallah imkanlar dahilinde, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu gelişmeyi güçlendirerek devam edeceğiz. Burada bütün mesele, Türkiye’nin terörle mücadelesinin önemli ayaklarından birisi olan bu kurumu güçlendirmek ve geleceğe ait sigortalarımızdan birisi olarak konumlandırabilmektir. PKK'yı bitiriyoruz ama koruculuk sistemi, biriktirdiği tecrübe ve ifade ettiği anlam bakımından bu coğrafya için gerekli bir sistemdir. Türkiye’nin bütün bu terörle mücadelesi içinde, korucularımızın durduğu nokta, hem terörle mücadele hem de terörizmle mücadele noktasıdır. Sizlerin varlığı, duruşu, toplum içindeki yeriniz, ne söylediğiniz, PKK'nın istismar siyasetinin neşvünema bulmaması için elzemdir.”
Bakan Soylu'nun konuşmasının ardından hizmetlerini tamamlayan güvenlik korucularına belge verildi ve program hizmet içi eğitimlerle sona erdi. 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Van'daki temaslarının ardından kentten ayrıldı.
Haber: M.Selim KURT

Kaynak: (Prestij Haber Merkezi) - Prestij Haber Merkezi Editör:
Etiketler: Bakan, Soylu,, Van'daydı,
Haber Yazılımı