Haber Detayı
26 Nisan 2017 - Çarşamba 09:49
 
Türkiye-İran forumu yapıldı
“3. Türkiye-İran Forumu”, “30-50 milyar dolar ticaret hacmi için fırsatlar” alt başlığı ile iki ülkeden heyetlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Bugün de sürecek olan forumun dünki açılışında yapılan konuşmalarda, toplantının iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesine vesile olması dileklerinde bulunuldu.
GÜNDEM Haberi
Türkiye-İran forumu yapıldı

Van’daki bir otelde, İran Dışişleri Bakanlığı Politik ve Uluslararası Araştırma Merkezi (IPIS), Van Valiliği ve Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı ve Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) işbirliği ile dün düzenlenen foruma iki ülkeden siyaset, bürokrasi, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve basın temsilcileri katıldı. 

 

2016’DA YAPILACAKTI

Forumun açılışında konuşan TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, 2016 yılında yapılması planlanan formun bazı gelişmeler nedeniyle ertelendiğini söyledi.
Türkiye ve İran'ın bölgedeki en büyük iki ülke konumunda olduğunu belirten Şensoy, şunları söyledi: 
“Şüphesiz Türkiye ve İran hem kendi iç alanında hem de arka plan interlantları itibariyle yumuşak güç kapasitesi bölgedeki en büyük 2 ülkedir. Bu forum da bu kapasitenin gelişmesine katkı yapamaya devam edecektir. Bu yeni küresel trendler ve bölgesel dengeler düzeninde geliştirilen Türkiye-İran stratejik işbirliği din, dil, tarih ve coğrafya söylemlerini karşılıklı bağımlılığa taşıyan bir model ihtiyacını karşılamada örnek teşkil edecektir. Siyasi iradenin içini dolduracak bir yol haritası ve envanter tanımlamasına olan ihtiyaç ivedi ve elzemdir.”

 

“İŞBİRLİĞİNDE SIKINTI YOK”

Ülkeler arasında işbirliği konusunda bir sıkıntının olmadığını ifade eden Şensoy, şöyle devam etti:
“Arap baharı ile başlayan türbülansta ilan edilmemiş bir süreç derinleşerek devam etmektedir. Bölge ülkeleri arasındaki temelsiz rekabet bu bunalımı derinleştirmekte, 20. yüzyılın başındaki sonuçlarının yaşanma ihtimali her geçen gün artmaktadır. Karşılıklı bağımlılığı derinleştiren ve ulusal önceliklere etki yapan bir politika için Türkiye ve İran var olan sinerjiyi bölgeye taşımalı ve daha fazla inisiyatif almalıdır. Bu prensipte yola çıktığımızda liyakat ve eleştirel düşünceyi yücelten bir desteklikle karşılıklı bağımlılığı inşa edebileceğimiz ortadadır. Bugün bu konferansın konusu olan '30-50 Milyar Dolar Ticaret Hacmi İçin Fırsatlar' da vurgulandığı gibi Türkiye ve İran arasındaki hacmin 50 milyar Dolara ulaştırmak hem siyasi krizlerin minimuma hem de karşılıklı oluşturulan bu bağımlılık için çok büyük bir sinerji kaynağı olacağını da görmemiz gerekiyor. İhtiyaçlarımızı başkalarından karşılamaya devam ettiğimiz müddetçe konuşmaya ve konjoktürel krizlerle yüzleşmeye devam edeceğiz.”

 

“GÜÇLÜ BİR İŞBİRLİĞİ ŞART”

İki ülke arasında var olan işbirliğinin artırılması gerektiğini anlatan Şensoy, şunları kaydetti:
“Bölgenin taşıdığı şartlar da göz önüne alındığında, zamanın daha verimli kullanılması gerektiği ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde karşılıklı bağımlılığı göz önünde bulundurmamız ortadadır. Çünkü Türkiye-İran ekonomileri bir birini tamamlayan özelliklere sahiptir. Van’ın buradaki sınırıyla ve oynayabileceği rolüyle bu konferans ve diğer çalışmalar teyit etmektedir. Önümüzdeki zihinsel eşik karşılıklı bağımlılığı derinleştiren yüksek rekabet ve yüksek işbirliği perspektifidir. Dönem dönem 2 ülke arasında yaşanan söylem bazındaki teknik krizlerin diğer alanlara yansıtılmadan yönetilmesi ve inisiyatiflerin aksamamasıdır. Çünkü umuyoruz ki sağduyu bunu gerektirir.”

 

DİLE DİKKAT ETMELİ

Daha sonra söz alan IPIS Başkan Yardımcısı Mohsen Rouhısefat ise ilişkilerde kullanılacak dile dikkat çekti. Siyasi makamların yapay ifadelerden uzak durmaları gerektiğini belirten Rouhısefat, şunları söyledi:
“Başta Türkiye olmak üzere diğer tüm komşu ülkelere İran ilişkilerini geliştirme konusunda fırsat vermesi aynı zamanda İran ile tarihi ve kültürel geçmişi şunu gerektiriyor ki iki ülke gelecekti ilişkilerini geliştirmek için farklı alanlarda potansiyellerini değerlendirsinler ancak bu iş karşı ülkeye pozitif yaklaşım edinmeden olmaz. Özellikle siyasi makamların bazı yapay terimlerden uzak durması gerekiyor. Bu konuşmaların genel halk algısına ne kadar etkili olacağının farkında olmaları gerekiyor. Bunların İran-Türkiye ilişkilerini bilmeleri gerekiyor. 3. Ülkelerle olan ilişkilerde İran-Türkiye ilişkileri arınmalıdır. Bu doğrultuda ortak menfaatlere vurgu yapmak çok etkili olabilir. Orta Doğu’nun sorunlarını çözmek için bölgesel anlamda iki ülkenin birçok potansiyelini kullanabiliriz. Sorunlar yaşanan Ortadoğu’nun sorunlarını çözmek için bölgedeki aktörler özellikle Türkiye ve İran’ın diyaloglarının artırılması gerekir. Bölgesel konularda tekelcilik bırakılmalıdır. Aşırıcı karşı çıkmak ve bunlarla mücadele etmek de iki ülkenin en önemli görevlerinden bir tanesi olmalıdır. Terörizm ve aşırıcılık bölgemiz ve dünyayı en çok tehdit eden sorunlarından bir tanesidir. Bu da çok boyutlu ve uzun vadeli çözümler ile bununla mücadele edebiliriz. Siyasi ilişkilerin yanı sıra ekonomik, kültürel, sanayi, enerji ve aynı zamanda genel diplomasiyi de güçlendirmek 2 ülkenin ilişkilerinin derinleşmesine daha çok yardımcı olacaktır. İran-Türkiye pazarı 2 ülkenin tüccarları için çok cazip bir pazardır. Ancak bu alanda 2 ülkenin çok kapsamlı bir haritasının olmamasından bu anlamda ilişkilerin derinleşmesi adına ihracat ve ithalatı kolaylaştırmak sorunları ortadan kaldırabilir. İran petrol ve enerjide en önemli ülkelerden bir tanesidir. Türkiye ise enerji ve petrolü dışardan karşılayan bir ülkedir. Bu anlamda Türkiye, İran’ın potansiyelini tam anlamıyla kullanamamıştır. Su gibi enerji alanlarında da işbirliğinin artırılması kaçınılmazdır. Aynı zamanda diplomasi konusuna da baktığımızda ilişkiler geliştirilmelidir. 2 ülkenin kültürel etkileşimini ve halkların etkileşimini daha çok artırabiliriz. Bu konuya odaklanmak şuanda var olan olumsuz görüşü ortadan kaldırabilir. Bu konuya dikkat etmek ve halkımızı olumsuz etkilemesi engellenebilir.”
23. Dönem Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu da açılışta yaptığı konuşmada, “İki ülkeye sınır olan illerin ticarette daha aktif olması gerekiyor. Sınır illerinin ticaretinin gelişmesi iki ülkenin ticaretini de geliştirir. Bu anlamda bu gibi forumlar, iki ülkenin ticari, siyasi ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesi açısından önemlidir.” dedi.

 

ORTAK KÜLTÜR VURGUSU

İran Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Alireza Delkhosh da, iki ülkenin ortak sınıra ve kültüre sahip olmasının önemine değinerek, şöyle konuştu:
“İki ülkenin güvenlik ve siyasi konularda ortaklık yapması gerekiyor. Özellikle iki ülkenin sınır illeri arasındaki sorunların çözülmesi için başlatılan çalışmalar devam edememiştir. İki ülke içten dinamik bir güce sahiptir. Bazı kara bulutlar iki ülke arasındaki ilişkileri bozmaya çalışıyor. İlişkilerdeki zirveyi ve yolu düşünürsek bu kara bulutlar sadece zahmetimizi arttırır. İlişkilerimiz çok güçlü olmalı ve bölgede yaşanan olayların bu ilişkileri zedelemelerine izin vermemeliyiz."  

 

“SINIR, BARIŞIN SEMBOLÜDÜR”

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Birdal da iki ülkenin köklü medeniyetlere sahip olduğunu belirterek, şunları söyledi: 
“Türkiye ve İran ezeli ve ebedi iki dost ülkedir. Bundan da önemlisi bu iki ülke dünyanın ve Orta Doğu’nun köklü tarihine damga vurmuş medeniyetlerin bugünkü temsilcileridir. Bu tarihsel miras, her iki ülkeye şimdi ve sonrası için tarihsel misyon ve sorumluluklar yüklemektedir. Böyle bir sorumluluk anlayışı içinde ortak değerler ve çıkarların çatısı altında birleşip, bölgede gelişmenin ve kalkınmanın yollarını açmak elbette bize düşmektedir. Bugüne kadar inişli çıkışlı bir grafik izleyen iki ülke ilişkilerinin bundan sonraki dönemde ivme kazanarak devam edeceği yönünde güçlü ve sağlam argümanlar vardır. Bu noktada şunu hatırlara getirmekte de fayda vardır: İki ülke sınırı 1639’dan beri barışın ve sağlam ilişkilerin sembolüdür.”

 

VAN’A ÖVGÜ

Van’ın İran’a olan sınırı ve kent olarak önemiyle ilgili konuşan Birdal, şöyle dedi:
“Yaklaşık 560 kilometrelik bu sınırın yaklaşık 300 kilometresi Van ili sınırları içindedir. Bu da bu forumun burada gerçekleştirilmesi açısından anlamlıdır. Van gibi sadece ülkemizin veya bölgenin değil, dünyanın kültürel ve tarihi mirasının çok önemli şehirlerinden birinde gerçekleştirilen böyle bir organizasyon, bölgesel iş birliği imkan kapasite ve kabiliyetlerinin arttırılması açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Van’ın böyle bir iş birliği eğilimine kapı olması, zemin hazırlaması tarihsel misyonuna da yakışmaktadır. Burada bulunan herkese bu vesileyle teşekkürlerimi şimdiden ifade etmek isterim. Buradan çıkacak sonuçların ve alınacak kararların iki ülke ilişkileri açısından hayırlara vesile olmasını temenni ederim.”  

 

“VANGÖLÜ ÖNEMLİ”

İki ülke için Van gölünün önemine de değinen Birdal şunları kaydetti:
“Bazargan/Gürbulak ve Çeşme Saray-Dilucu bölgeleri olmak üzere iki ana sınır noktası üzerinde çalışmanın uygun olduğu görüşü ortaya konmuştur. TCDD tarafından yürütülen çalışmalar tamamlanmıştır. İran tarafının kendi çalışmalarını tamamlamasını beklemekteyiz. Van gölü geçişi de iki ülke ticareti açısından önemlidir. Van gölü feribotlarında yaşanan sorunlar, feribot işletme maliyetlerinin yüksek olması, Elazığ-Tatvan hattının coğrafi ve fiziksel durumu ve bu hat üzerindeki işletmecilikle ilgili problemler nedeniyle İran ve ilerisi ülkelere yapılan taşımalar istenilen seviyede ve kalitede gerçekleştirilememektedir. Bu durum, hem bekleyen yüklerdeki artış sebebiyle tren işletmeciliğimizi olumsuz yönde etkilemekte hem de müşteri taleplerinin yeterince karşılanamaması sonucunu doğurmaktadır. Bununla birlikte ülkemizin İran ve Orta Asya ülkeleriyle ticaretinde önemli bir rolü olan Van Gölü’ndeki seyir süresini 1 saat düşürecek ve taşıma kapasitesini ise 7 kat artıracak 2 adet hızlı ve yüksek kapasiteli (50 vagon kapasiteli) feribot yapımı projesi devam etmektedir. Van gölünde çalışacak 2 adet yeni feribot ile Van-Tatvan arası 49 mil seyahat süresi 4,5 saatten 3,5 saate düşecektir. Feribotların taşıma kapasitesi 4 bin tondur. Yolcu kapasitesi 350’dir. Daha önceki feribotlar 4 adettir. Vagon taşıma kapasitesi 10-12 vagondur. 40 yaşlarındadır. 1. feribotun test sürüşleri başarılıdır. Birtakım ekipmanların konulması için yükleniciye teslim edilmiştir. 2. feribot da suya inmiştir. Fakat donanım çalışmaları sürmektedir. İkisini de en kısa zamanda tam randımanla hizmete almak için yoğun çaba sarf etmekteyiz.”

 

YOLLAR

Yol bakım çalışmaları gibi çalışmaları da anlatan Birdal, şu bilgileri verdi: 
“Elazığ-Van-Kapıköy hattındaki yol bakım çalışmaları gibi nedenlerle Transasya ekspresi ve Van-Tebriz trenlerinin seferleri 01 Ağustos 2015 tarihinden itibaren geçici olarak durdurulmuştur. Transasya ve Van-Tebriz yolcu trenlerinin yeniden sefere konulması da gündemimizdedir. Trenlerin tekrar seferlerine başlatılmasıyla ilgili talebimiz İran Demiryollarına ve İran Demiryollarının yolcu taşıma imtiyazı verdiği RAJA Demiryolu Taşımacılık Şirketine bildirilmiştir. Ancak, talebimize ilişkin bu güne kadar herhangi bir cevap alınamamıştır. Orta Asya’ya yapılacak ihraç taşımalarının İran ile yapılacak “Blok Tren Anlaşması” ile Türkmenistan’ın Aşkabat şehrine yaklaşık 8-10 gün içerisinde ulaştırılabileceği düşünülmektedir. Kapıköy (İran-Türkiye Sınırı)-Tebriz-Tahran-Meşhed-Sarakhs (İran-Türkmenistan Sınırı) demiryolu güzergâhı üzerinde, 926 km’lik Tahran-Meşhed parkuru çift hatlı olarak inşa edilmiştir.”

 

“FIRSATLARI DEĞERLENDİRMEK LAZIM”

Ardından Van Valisi İbrahim Taşyapan yaptığı konuşmada iki ülkenin yer aldığı coğrafyaya ve olanaklara dikkat çekerek, şunları söyledi:
“İki ülkeden gelen değerli katılımcılar hepinize hoş geldiniz diyorum. Söylenecek sözler epeyce söylendi. Tabi ki yaptıklarımızdan bahsedelim ve geleceğimizi de planlayalım ama en azından formumuzun 3’üncüsünü yapıyoruz. Yaptıklarımızdan bahsedeceksek formun 3’üncüsünü bugün yapıyoruz. Güzel bir başlangıç ve devam ediyor. Bunu her zaman söylüyoruz. Coğrafya kaderdir deniliyor. Bu güzel bir sözdür. Hakikaten coğrafyamız kaderimizdir. Bugün Türkiye ve İran ülkelerinin coğrafyası Avrupa kıyılarından Hint Okyanusuna kadar uzanan bir bölgeyi kapsıyor. Sadece iki ülke. Büyük bir coğrafya ve büyük  imkânlar barındıran ve büyük medeniyetler barındıran bir coğrafyadır. Dolayısıyla bunların değerini, kıymetini bilmek, bunları imkâna dönüştürmek de bizim görevimizdir. Her çağın üreticileri kendi zamanındaki fırsatları yakalayarak ülkelerine o fırsatı geleceğe taşımak konusunda iyi değerlendirerek bunları geliştirmelidir.”

 

SINIR İLLERİNE DİKKAT ÇEKTİ

İran’ın Türkiye sınırına yakın illeri kardeş şehir olarak gördüklerini ve her fırsatta bir araya geldiklerini söyleyen Taşyapan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Şu anda bu ülkenin üreticileri olarak bunu yapmaktayız. Her ülkenin kendine özgü öncelikleri, avantajları ve dezavantajları var. Bunları bir araya getirdiğimiz zaman buradan iyi bir sinerji çıkması gerekiyor. Biz de bunun için uğraşıyoruz. Vekilimiz biraz önce burada İran’ın şehirlerini sayarken, Sayın Tebriz Vali Yardımcımız söyledi, bu kenardaki şehirlerimizi biz kendimizden saydığımız için onların adını anmıyoruz. Hoy, Tebriz, Urmiye, Erdebil gibi şehirler artık bizim komşu şehirlerimiz. Bizim en yakın şehirlerimizden daha yakın şehirlerimiz ve kardeşlerimiz. Dolayısıyla sayın vekilimiz İran’da görmediğimiz şehirleri görelim dedi. Bu ilişkilerimiz çok güzel bir düzeyde. Dolayısıyla sınır illeri valileri olarak işbirliği toplantılarında bir araya geliyoruz, yollarımızın bağlantılı olması, gümrükle ilgili yaşanan sorunlarda bir araya geliyoruz. Dolayısıyla iyi bir dostluğumuz ve işbirliğimiz var. İran büyük bir ülke ve büyük imkanları var. Türkiye’de aynı zamanda büyük medeniyetler kurmuş bir ülke. Biz, bakıldığı zaman Van şehri olarak Türkiye’nin en doğusunda gözüküyoruz. Ama önümüzde büyük bir dünya daha açılıyor. Burada en büyük partnerimizdir. Van şehri bugün Türkiye’nin Orta Asya’ya ve oradan da uzak doğuya açılan demiryolunun başlangıcıdır. Hudut kapılarımızın sayıları bugün 3'e çıkmıştır. Kapıköy Sınır Kapımızda bu yılın sonlarına doğru güzel bir gümrük binasıyla ve duble yollarıyla her türlü ulaştırmaya, ticarete, sanayinin gelişmesine her türlü altyapıyı oluşturacaktır. 2 ülke arasındaki gelişmenin olabilmesi için öncelikle kuvvetli bir siyasi irade gerekir ve bunun arkasında da bu kuvvetli siyasinin altını dolduracak çalışmalar yapılması gerekir. Bunları hem sanayiciler hem de bürokratlar yaparlar. Biz burada her iki tarafı bir araya getiriyoruz. Yaptıklarımızı daha iyi bir yere taşıyor olabilirizi konuşmak ve bunun üzerinden de dünyanın genel içerisinde 2 ülke nerede duruyor, nasıl imkanlar var, bunları konuşmak için bu forumlar var.”

 

“SINIRDA SIKINTILAR GİDERİLMELİ”

Açılış konuşmalarının ardından forumun ilk oturumu “Sınır Ticareti ve Lojistik” başlığı atında yapıldı. 
Moderatörlüğünü Tahran eski Büyükelçisi Selim Karaosmanoğlu’nun yaptığı oturumda konuşan İran İslam Cumhuriyeti Erzurum Başkonsolosu Hossein Ghassemi, sınır kapılarında yaşanan olumsuzluklara dikkat çekti.
Bu olumsuzlukların mutlaka giderilmesi ve sıfırlanması gerektiğini ifade eden Ghassemi, şunları söyledi:
“İki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi için özel sektör teşvik edilmeli, desteklenmeli. Kazan kazan ilkesiyle hareket edilmeli. 50 milyar hedefi bir an önce gerçekleştirilmeli. Gürbulak sınır kapısının durumu iyi değildir. İki ay öncesine kadar en az 10 gün bekletiliyordu araçlar. Geçiş için kilometrelerce kuyruk oluşuyordu. Eksi 25 derecede insanlar bekletiliyordu. Sınır altyapıları güncellenmeli. Bütün alanlar yenilenmeli. İdari sıkıntılar giderilmeli. Sınır kapılarımız çok köhne olmuştur. Herkes diğer tarafı suçluyor. Yemek ve namaz vakitleri farklıdır. Bilgisayarlar aniden durabiliyor. Bazıları rüşvet alarak işlerini yapıyor. Bazı tır şoförleri hiç sıra beklemeden geçebiliyor. Onlarca başka sorun var. Vaatler var, çözülecek diye. Ama bunlar mutlaka çözülmesi gereken konular.”

 

“ZAMAN KAYBETTİK”

Daha sonra söz alan Van TSO Başkanı Necdet Takva, ilişkilerde büyük bir zaman kaybı yaşandığını belirterek, şu sunumu gerçekleştirdi:
“378 km sınır var ama 378 yıl hiçbir ilişki olmayan bir durumdan söz ediyoruz. İlişkilerde büyük zaman kaybettik. Biz sadece komşu da değiliz, birçok konuda benzerliğimiz var. Ülkeler arası sınır ticaretine örnek ülkeler var. Bu ülkeler örnek alınarak ilişkiler geliştirilebilir. Bu konuda çok başarılı değiliz. Bir diğer konu ticaret yapandan çok sayıda belge istiyoruz. 20 tane evrak ile uğraşıyoruz. Menşe gibi bir sürü uygulama. AB’nin istediği 14 tane belge var. Bizi yönetenlerin hayatımızı kolaylaştırması lazım. Radikal kararlar alınmalı, ticaret kolaylaştırılmalı. Tek pencere gümrük uygulaması neden yapılmıyor? Sınır illeri ile hiçbir sıkıntımız yok. İran, Hoy-Razi arasında yol yapabilir, bunu neden yapmıyor? İran gibi bir ülke isterse bunun gibi binlerce yol yapar, ama bu yol neden yapılmıyor? Bu konuda samimi olmak lazım. Tüccar yol yapamaz, ama devletler yapabilir. Tüm ürünler niye sınır ticaretine dahil edilmiyor? Bizim biraz daha samimi olmaya ihtiyacımız var.”

 

YARDIMLAŞMA VE SAMİMİYET

Diğer konuşmacılar da iki ülke arasındaki ilişkilerde yardımlaşma ve samimiyete dikkat çekti.
Bazergan Gümrük Ofisi Genel Müdürü Ahmad Barkabian Zanjani, yardımlaşmanın gereğine dikkat çekti ve iki yıl içinde Bazergan sınır kapısının tamamlanacağını ifade etti.
Değer Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Değer de, samimi olunmasını isteyerek, “Samimi irade ortaya konursa hem ilişkilerde hem ticarette gelişme olur. Çok ballandıra ballandıra anlatıyoruz ama samimi değiliz. Resmi söylem her zaman baskın geliyor. Bunu değiştirmek gerekiyor. Politik söylemlerin arkasına sığınmamak gerekiyor” diye konuştu. 
İran Büyükelçiliği Gümrük ve Ticaret Ataşesi Hamidreza Zadboom da, kaçak ticarete dikkat çekti ve bunun çözümü için serbest ticaretin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.  
Forumun öğleden sonraki bölümünde de “Türkiye-İran İlişkilerinin Geliştirilmesinde İki Ülke Medyasının Rolü” konulu oturum gerçekleştirildi.
Forum bugün yapılacak olan oturumların ardından sona erecek ve ortak bildirge hazırlanacak. 

 

Haber: Adil HARMANCI

Kaynak: (Prestij Haber Merkezi) - Prestij Haber Merkezi Editör: Adil Harmancı
Etiketler: Türkiye-İran, forumu, yapıldı,
Haber Yazılımı